







Merhaba,
Bülent Özatay ile 1998 yılında tesadüfler sonrasında tanıştık. Zeytinoğlu grubuna bağlı ihracat yapan bir firmada çalışıyordum. KDV iade alacaklarımızı bir yıl gecikmeyle alabiliyorduk.
Bülent Abimle 2011 yılında tanıştık ve çalışmaya başladık. hayalleri olan küçük ölçekli bir firma idik, doğruluğunu ve insanlığını 12 yıl boyunca hep örnek aldığım abimdir.
Devamını Oku
Sayın Bülent Özatay’la tanışmam, Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’na 1984 yılında naklen atanmam ile oldu. Maliye Teftiş Kurulu’nun Ankara, İstanbul ve İzmir’de grupları vardı ve Bülent bey, görev yaptığım Maliye Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın bulunduğu Ankara’da, yani Ankara grubunda görev yapıyordu.
Merhaba, Ferah ben..
Sizlerle son 21 yıldaki hayatımı ve elimden tutup beni güzelleştiren, çok değerli, muhteşem bir insanı anlatarak paylaşmak istiyorum.
Üzerinden çok zaman geçti, ama aldığım notlar var heyecanla. Bu notlarımı sizinle paylaşmak istiyorum.
Bana çok özel bir hediye vermiştiniz, Beyaz Zambaklar Ülkesinde isimli, sizin de çok sevip etkilendiğinizi söylediğiniz bir kitap. Çok büyük bir sevinçle almıştım o kitabı sizin elinizden. Ve demiştim ki; “bu kitabı okuyup, analizini yapıp, yazılı olarak bu çalışmamı sizinle paylaşacağım.” İşte o kitabı okuduğum sıradaki heyecanla aldığım notlarım şöyleydi.
Sevgili Nil’ciğim
İkimizin de çok sevdiği güzel bir insanı sana anlatmak, seninle paylaşmak istiyorum.
Nil’ciğim o seni o kadar çok seviyor ki, bu sevgiyi anlatmak mümkün değil.
Bu sevgi, denizler kadar büyük ve güzel, güneş kadar sıcak, ay kadar parlak,
Bülent abi, ben seni sana anlatmak istiyorum ama, inan nasıl anlatacağımı bilemiyorum.
Ben Antebin yerlisi, bilinen ve saygın bir ailesine mensubum. Akrabalarımın pek çoğu da Antebin ileri gelen varlıklı aileleri.
Abim ve eniştemle birlikte atadan, babadan gelen lokumculuk işi yapardık. Lokumlarımız çok beğenilirdi ve durumumuz da oldukça iyiydi.
Ben hayatın zorluğunu çok derinden yaşamış biriyim. Hayat mücadelemi hep tek başıma verdim. Yıllarca ayaklarımın üzerinde durabilmeye çalıştım. İki çocuğuma anneliğin yanında babalık da yaptım.
Hayatımı kazanma mücadelemde, birçok işverenle karşılaştım. Pek çok hayal kırıklıkları yaşadım. İşverenler nedeniyle ayrılmak zorunda kaldığım, iş aradığım, işsiz kaldığım zamanlar oldu. Güvenilir işyeri aramaktan, çalışma zorunda olmaktan, kimsesizlikten, hayat mücadelesinden çok yorulmuştum. Sığınacak bir liman arıyordum. Güvenilir, samimi, art niyetsiz, insanı sadece insan olduğu için seven, ondan hiçbir şekilde faydalanma niyeti olmayan, korkmadan, çekinmeden yanaşabileceğim, sığınabileceğim bir liman. Tahmin ederim tüm insanların hava gibi, su gibi güvenilir bir insana ihtiyacı var. Onu benim gibi arayan pek çok insan var sanırım.
Devamını OkuİKİNCİ BÖLÜM
“Görünenden daha mühim bir işiniz varsa eğer bu yazıyı okumayın lütfen… Takip ediyorsanız borsayı ve döviz kurlarını, bir tatil planı yapıyorsanız, aklınızdaysa hala renkli vitrinler, indirim reyonları, gözünüze daha yeşil görünen komşunun bahçesi, parlak renkli arabalar, her köşesi hayaletlerle dolu içi doldurulamayan dairelerdeyse, hiç vakit kaybetmenize gerek yoktur”
Devamını OkuHayatımızda bazı şeyleri anlamak zaman alır. O ortamı yaşarken farketmeyiz o anın güzel olduğunu, değerli olduğunu… Her sabah yeni bir güne uyandığımızda, hayata tutunmak, güçlü olmak için nedenleri olmalı insanın. Benim de o kadar güzel paylaşımlarım, o kadar güzel kazanımlarım oldu ki İdeal’de ve İdeal’i İdeal yapan Bülent Bey’in yanında…Hayata tutunmak ve güçlü olmak için birçok “neden” toplamışım orada. Bunu o ortamı yaşarken farketmemişim açıkcası. Fakat şimdi ne büyük bir değere sahip olduğumu farkediyorum.
Devamını OkuHiç unutmam; 1992 yılının Ekim ayıydı. Eşim Ziraat Bankasında çalışıyordu, ben ise Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünde Şube müdürü olarak görev yapmaktaydım. Kızımız Aybike 3 yaşına gelene kadar eşim ücretsiz izin alarak kızımıza bakmıştı. Ancak ücretsiz izin bitiminde eşim göreve başladığı için kızımızın evde bakımı zorlaşmış, kreş arayışına girmiştik.
2010 yılında İDEAL’e damat olmadan önce beni karşınıza alarak
konuşmuştunuz, o zaman anladım ki bir işverenle değil bir kız babasıyla
konuşuyordum. Çünkü İDEAL sadece bir iş yeri değil adeta bir aile ortamıydı.
Hiç farkında olmadan, altı kişiye farklı ufuklar açan, hayatlarımıza dokunan güzel insan….
Bülent Özatay’a sonsuz, saygı ve sevgilerimle…
Suzan Kaya
1975 yılında başladığım iş hayatımdan 2016 yılında emekli oldum. Bülent bey ile 1997 yılında tanışma şerefine nail oldum. Mali İşler Müdürü olarak görevde bulunduğum OMK Oluklu mukavva Ambalaj Sanayi A.Ş. firmasının sahiplerinin Gaziantep’te yerleşik olmaları bizi tanıştırdı. Firmamızın kurulduğu 1997 yılından bir İspanyol şirketine devredildiği 2015 yılına kadar YMM olarak bizlere destek oldu. Dostluğumuz öyle bir seviyeye geldi ki, önceleri Bülent Bey dediğim Üstat, yaş olarak benden fazla büyük olmasa da ABİM oldu.
Bizim hayatımıza giren böylesine bir özel şahsiyet Bülent Özatay. 3 – 4 sene önce gizemiyle, sanki bir başka hayattan çıkagelmiş gibi, sırlarla dolu, özel bir insan. Bizleri bire bir tanıma mutluluğuna sahip olduğumuz kişiden bahsetmek istiyorum. İnsan histen, ruhtan ve gözden ibarettir., gerisi cesettir. Aslolan bunları bilmek ve görmektir. İyi dostu olan ayna istemez. Kim benliğinden sıyrılırsa, tüm benlikler onun olur. Kendisine dost olmayanlara bile dost, nakışsız ayna olur. Tüm nakışlar onda görünür. Onda en iyi olan ne varsa, onu dostlarına sunar. Yarasından kan sızana, görünmesi bile merhem olur. O acı söyleyen değil, acıyı tatlı söyleyendir.
Bundan beş altı yıl önce canım babamın yanında, yani İdeal Yeminli Mali Müşavirlik firmasında çalışmaya başladım. Çok nezih ve güzel bir çalışma ortamı vardı. Ben daha önce çalıştığım firmalarda da, diğer firmalarda da, bu kadar güzel bir insana rastlamadım . Karakteri, kişiliği, türkçeyi yanlış kullandığımızda hatalarımızı nazik ve güzel bir dille düzelten, adam gibi bir adam, babam, canım Bülent Özatay.
İnsanoğlu çocukluğundan itibaren, sorgulamaya, merak etmeye, etrafındakileri ve dünyayı algılamaya, tanımaya başlar. Bu süreçte, kurulan düzen içerisinde yavaş yavaş yontulmaya, toplumun istediği gibi şekillenmeye başlar. Sonraki dönemlerde, bu sorgulama dürtüsü giderek gelişir ve varoluşunu, hayat amacını sorgular insan. Eğer tatmin edici cevaplar bulamazsa, bu merak etme duygusu da zamanla körelerek, günümüz toplum dünyasına adapte olmuş, düzenin içinde kendi benliğini kaybetmiş bireylere dönüşür yavaş yavaş.
Ben Mehmet Harun Akkuş.
Bu mesajı ben görme engelli kız kardeşim Güler Rumeysa Akkuş adına yazmaktayım.
Sevgili Abim, Üstadım Bülent Abi’ye hitaben;
Hayatıma birçok insan girdi. Herkesten aldığım enerji farklılıklar gösterse de kendime kattığım iyi veya kötü birçok şey oldu. Ama bazı insanların hayatınızda olmasından mutlu oluyorsunuz ve “iyi ki hayatımda” diyerek kendinizi şanslı hissediyorsunuz.
Sevgili Babam,
Sizi İlk tanıdığımda 2000’li yılların Eylül sonuydu. Sizi tanımama vesile olan kardeşim Tuğba AKAR’a öncelikle çok teşekkür ediyorum. Çünkü sizi tanımama ve ikinci bir baba yerine koymama vesile oldu. Evet sizi baba diye biliyorum; çünkü ancak öz babamda hissettiğim güveni, öz veriyi, sıcaklığı, sevgiyi ve şefkati ondan başka bir tek sizde buldum.
2007 yılında büyük bir hastalıktan çıktıktan sonra, üstadla tanıştım. Bu zamana kadar gördüğüm, tanıştığım kişilere nazaran bilgi paylaşmasını, maddi paylaşmayı ve her türlü paylaşımı seven, kişiliği ile etrafına hem mevzuat, hem bilgi, hem sohbet açısından her şeyi verebilen insan.
Ben burada 2013 yılında bu dünyadan göçen sevgili anneannemin hikayesini anlatacağım.
Yaşasaydı eminim kendisi de yazardı, hem de duygularıyla birlikte en ince ayrıntısına kadar.
Ben Bir Fırıncıyım
Ben bir fırıncıyım. Gaziantep’te Karagöz Caddesi’nde tırnaklı pide fırınım vardı. Bülent Özatay’la 2009 yılında kesişti yollarımız.
Üniversite de hocamız bahsederdi İstanbul Beyefendisi kişileri örnek alın diye yaşamı, üslubu bakış açısı rol model olsun size öneri olarak sunduğu isim Gaziantep için Bülent Özataydı.
Ticaret meslek lisesinde okuduğum için lise son sınıfta staj yapmam gerekiyordu. Bülent Bey’le staj dolayısı ile tanıştım ve Bülent Bey’in yanında staja başladım.
BİRİNCİ BÖLÜM
Dünya, bir varmış bir yokmuş hikâyesidir. Bazıları hikâye anlatır, bazıları o hikâyeleri dinler bazıları ise o hikâyeleri yaşarlar. Anlatılan bir delilik hikâyesinde, hikâyenin delisi olmayı çok istemişimdir her zaman, fakat delirmek herkesin harcı değildir. Kendimizi zavallı egolarımızdan ayırmak, süslü sözcüklerden ayıklamak, bencillik eleğinden geçirmek birçoğumuzun karı değil. Bu hikâyenin kahramanı bir çılgın, eşine pek rastlanacak insan türünden değil… Onu kaleme almamak insanlık tarihine haksızlık olurdu.
Benim Bülent Beyle olan tanışma hikayem 2005 yılı civarında mali müşavirlik stajı yapmak ve çalışmak için bir iş yeri bulma gerekliliği sonucu doğdu …Yanlış hatırlamıyorsam kapıda karşılaşmıştık … Etrafına pozitif enerji veren, sevecen, sıcak kanlı tavırları olan bir insandı…Uzaktan bir aile dostumuz imiş …Ama tabi jenerasyon farkı dolayısıyla ve geçen zaman itibari ile kendisini tanımıyordum …
Yeni dikilen fide veya fidanlara verilen az miktardaki ilk su onu hayata bağlar, canlandırır,tutunmasını sağlar.Bu yüzden adı can suyudur.Hepimiz birer fidan gibiyiz şu hayatta can suyumuzdan aldığımız güçle ayakta dururuz,gelişiriz.
Her insanın gerek mesleki ve gerekse özel yaşamında mutlaka bir idolü olmuştur.
Maliye ve Gümrük Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’ndeki görevime 23 Ocak 1990 tarihinde başladım.